Hakkımda
- Anasayfa
- Hakkımda
2008 yılında Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olarak Tıp doktoru unvanı aldım. 2014 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesinde ‘Sıçan Defektli Siyatik Sinir Onarımında Yeni Bir Biyolojik Tüp Uygulaması’ başlıklı tez çalışmasını tamamlayarak Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı unvanını aldım. 2014-2017 yılları arasında Erzurum Hınıs Şehit Yavuz Yürekseven Devlet Hastanesinde Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı unvanı ile mecburi hizmetini tamamladım. Sonrasına kısa süre Sağlık Bilimleri Üniversitesi Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı olarak görev yaptım. 2017-2019 yılları arasında Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı/El cerrahisi Bilim Dalında araştırma görevlisi olarak görev yaptım. 2019 Eylül ayında, Dr. Öğr. Üyesi kadrosunda Aksaray Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalında çalışmaya başladım ve 25 Ağustos 2021 tarihinde Ortopedi ve Travmatoloji Bilim Dalında Doçent Unvanı almaya hak kazandım. 4 Ocak 2023 tarihinden itibaren Bakırçay Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalında Doçent Doktor olarak görev yapmaya başladım ve akademik çalışmalarıma devam etmekteyim. Hastalarımı Bakırçay Üniversitesi Çiğli Eğitim ve Araştırma hastanesinde görmekteyim ve gerekli müdahaleleri burada gerçekleştirmekteyim.
Yorumlarınız her geçen gün daha iyi olmam için en önemli klavuzumdur.
Diz ve kalça protezi ameliyatlarında hastalarımın en çok merak ettiği konulardan biri yerleştirilen protezin ne kadar süreyle hizmet edeceğidir. Günümüz tıp teknolojisindeki gelişmeler, kullanılan yüksek kaliteli seramik ve titanyum implant materyalleri sayesinde protez ömrü geçmiş yıllara kıyasla belirgin şekilde uzamıştır.
Gerekli cerrahi hassasiyetle yerleştirilen ve ameliyat sonrası süreçte doğru bakımı sağlanan modern diz ve kalça protezlerinin kullanım ömrü günümüzde 20 ila 25 yıla, hatta uygun koşullarda daha uzun sürelere kadar ulaşabilmektedir. Protezin dayanıklılığını etkileyen en önemli faktörler arasında cerrahi teknik, implantın kalitesi ve hastanın vücut ağırlığı yer alır.
Operasyon sonrasında hastalarıma aşırı yüksek darbeli sporlardan kaçınmalarını, ideal kilolarını korumalarını ve düzenli yıllık kontrollerini aksatmamalarını öneriyorum. Böylece protezinizi uzun yıllar boyunca sorunsuz, ağrısız ve konforlu bir şekilde kullanabilirsiniz.
Kapalı cerrahi ya da tıbbi adıyla artroskopik girişimler, eklem çevresinde milimetrik kesilerle gerçekleştirildiği için geleneksel açık ameliyatlara göre çok daha hızlı bir iyileşme imkanı sunar. Dokularda oluşan minimal hasar, ameliyat sonrası ağrı ve ödemi en alt seviyeye indirmektedir.
Hastalarımın büyük bir kısmı artroskopik operasyon sonrasında aynı gün ya da ertesi gün evlerine taburcu olabilmektedir. Yaraların iyileşmesi ve dikişlerin alınması genellikle ilk 10 ila 14 gün içerisinde tamamlanır; bu süreçte hastalarımız günlük temel ihtiyaçlarını kendi başlarına karşılayabilirler.
Masa başı çalışan hastalarım genellikle 1-2 hafta içinde işlerine dönebilirken, fiziksel güç gerektiren işlerde çalışan veya spora dönmeyi hedefleyen hastalarımda kişiselleştirilmiş rehabilitasyon programımız doğrultusunda süreç 4 ila 8 hafta arasında tamamlanmaktadır.
Polikliniğime menisküs yırtığı teşhisiyle başvuran her hastamda ilk önceliğim doğrudan cerrahi uygulamak değildir. Tedavi kararını verirken yırtığın yeri, tipi, boyutu ile hastamın yaşı, ağrı düzeyi ve günlük yaşamındaki aktivite beklentisini bütüncül bir şekilde değerlendiriyorum.
Kanlanması iyi olan eklem dış bölgesindeki küçük yırtıklarda veya eklemde kilitlenmeye yol açmayan hafif vakalarda öncelikle ameliyatsız tedavi yöntemlerini tercih ediyorum. İstirahat, özel egzersiz programları, fizik tedavi ve eklem içi destekleyici enjeksiyonlar ile iyileşme sağlayabiliyoruz.
Ancak dizde sürekli takılma, kilitlenme, şiddetli ağrı ve dizin boşalması gibi mekanik şikayetlere yol açan yırtıklarda kapalı (artroskopik) cerrahi müdahale kaçınılmaz hale gelir. Amacım menisküs dokusunu mümkün olduğunca dikerek onarmak ve diz sağlığınızı uzun vadeli korumaktır.
Erken ve orta evre diz ve kalça kireçlenmelerinde uyguladığım eklem içi enjeksiyon tedavileri, ameliyatsız süreçte hastalarımın yaşam kalitesini artıran son derece etkili yöntemlerdir. Bu uygulamalar kıkırdak kaybını tamamen geri döndürmese de ağrıyı azaltmada ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatmada önemli rol oynar.
Klinik pratiğimde sıklıkla kullandığımız hiyalüronik asit enjeksiyonları, eklem sıvısının kayganlığını artırarak kemiklerin birbiri üzerine sürtünmesini engeller. Hücresel tedaviler ve PRP uygulamaları ise eklem içindeki ödemi dağıtarak vücudun kendi doku iyileşme mekanizmalarını uyarır.
Enjeksiyon tedavisinin başarısı, doğru evredeki doğru hastaya uygulanmasına bağlıdır. Muayene ve radyolojik değerlendirmeler sonucunda sizin için en uygun olan enjeksiyon protokolünü belirleyerek ağrısız bir hareket imkanı sunmayı hedefliyorum.
Ön çapraz bağ cerrahisi sonrasında aktif spor hayatına ve sahalara dönüş, aceleye getirilmemesi gereken ve bilimsel kriterlere göre yönetilmesi zorunlu olan aşamalı bir süreçtir. Hastalarımın sağlığını ve diz stabilitesini korumak için dönüş kararını yalnızca geçen zamana göre vermiyorum.
Genel olarak başarılı bir ön çapraz bağ rekonstrüksiyonu sonrasında hafif tempo düz koşulara 3. veya 4. ayda başlıyoruz. Ancak ani dönmeler, sıçramalar ve temas içeren futbol, basketbol gibi branşlara tam kapasite dönüş genellikle 6 ila 9 ayı bulmaktadır.
Bu süreçte uyguladığımız kas gücü testleri, denge ve çeviklik ölçümleri sonucunda ameliyatlı bacağın diğer bacakla tam uyum sağladığından emin oluyorum. Tüm kriterler karşılandığında sporcularımı sahalara güvenle ve tam performansla geri gönderiyorum.